Ara 03 2007
Çocukların Yaşama Hakkı Mı ? Yoksa Kürtaj Mı?
Hamilelikte özürlü bebeğin kürtajını yasaklayan düzenleme tıp, hukuk ve İslami çevrelerde tartışmaya neden oldu Ya Stephan Hawking gibi olursa, ne olacak
İslam, doğum kontrolüne sıcak bakar. Ama kürtaj yasaklanmıştır. İster özürlü ister sağlıklı, ister ana rahminde ister doğduktan sonra hiçbir halde öldürmeye hakkımız yok. Bedensel engeli olma ihtimali varsa o yaşama son vermeye hakkımız yok. Örneğin, Stephan Hawking. Motor nöron hastası ama çağımızın en büyük fizik bilginidir. Belki hayatına son verilecek çocuk bir alim olabilecektir.
Önce altyapı eksikleri giderilmeli
Özürlü de olsa tüm bebeklerin yaşamaya hakları olduğuna inanıyorum. Tasarı, insan hakları açısından da son derece önemli. Ancak bu tasarının uygulanabilir olması için, sosyal altyapı eksikliklerinin de giderilmesi gerekir. Yeni düzenleme, özürlü çocuklar için ihtiyaç duyulan yeter sayıda rehabilitasyon merkezi tamamlandıktan sonra yürürlüğe girmeli.
Ötanazi gibi olur kabul edilmemeli
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temel ilkesi, ‘çocuğun öncelikli yararı ve anne sağlığı esas alınmalıdır’ der. Anne karnında çocuğun özürlü doğma ihtimalinin kürtajla son bulundurulması bu temel ilkeyle bağdaşmaz. Çocuğun en temel hakkı yaşam hakkıdır. Nasıl ötanazi kabul edilmiyorsa, bu da kesinlikle edilemez. AKP Hükümeti’nin kararı, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile de örtüşüyor.
Hiçbir şey kürtajı haklı göstermez
İslamiyette Hanefi mezhebinde 120 güne kadar gerekçe göstermeksizin kürtaj yaptırılabileceği savunulur. Ancak bu yanlıştır. Kur’an-ı Kerim’in Enam Suresi’nin 151. ayeti: ‘…açlık korkusuyla evladınızı öldürmeyin’ der. Bence bebek, ana rahmine düştüğü andan itibaren sperm yumurta ile birleşmesinden itibaren cenin yaşama hakkına kavuşmuştur. Kürtaj sadece bir şekilde caiz olabilir. O da ana hayatının tehlikeye girmesi halidir.’
İnsanlık onuruna yakışan bir düzenleme
Taslağı insan onuru ve yaşama hakkı açısından destekliyorum. Özürlüleri yok sayan ve ayrıcalığı öne çıkaran her türlü anlayışa insan olarak herkesin karşı çıkması gerekir. Aksi takdirde tüm dünyanın lanetlediği Hitler’den bir farkımız kalmaz.
Özürlülük tanımı netleştirilmeli
Özürlülük tanımının netleştirilmesi gerekiyor. Tüm genetik hastalıkları ‘özürlülük olarak mı’ kabul edeceğiz bunun net bir şekilde ortaya konması lazım. Bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde down sendromuyla doğacak çocukların kürtaj yoluyla alınması öngörülüyor. Çünkü devlet bu çocukların yaşaması için çok para harcıyor bunu ödememek için de bu çocukların doğmasına izin vermiyor. Kürtaj yapılmadan önce genetik ve psikolojik konsültasyon yapılmalı, aileye bilgi verilmelidir.
Hitler’in Yahudiler’e yaptığından farksız
Ceninin anne karnında özürlü göründüğünde kürtaj edilmesi bence katliam. Bu Hitler’in Yahudilere yaptığı gibi, bütün özürlüleri katletmek anlamına gelir. Roma Hukuk Fakültesi’nin Vatikan ile ortak olarak gerçekleştirdiği ‘Cenin Hakları’ seminerine katılmıştık. Katılımcılar ‘dokunulmamalı’ yanıtını verdi. Onlara yaşam hakkı tanımalıyız. Aksi halde Hitler’in Yahudiler’e yaptığından farklı bir şey olmaz.
Kaynak : Akşam
BENZER İÇERİKLER

(4 votes, average: 4 out of 5)